AŞIRI YEMENİN PSİKOLOJİSİ (1)
Yeme aslında insanda içgüdü olarak mevcuttur. Acıkırız ve yeme ihtiyacı duyarız. Böylelikle beslenerek canlılığımızı devam ettirir, enerji sağlarız. Ancak açlık duygusu sadece içgüdüsel değildir. Öğrenme ile, birçok faktör yeme psikolojisinde etkili olur. İşte yiyeceklerle aldığımız enerji, harcadığımızdan fazla olursa şişmanlık ortaya çıkar.İç salgı sistemindeki fonksiyon bozukluklarına bağlı olarak da şişmanlık gelişebilir ama bu nadirdir. Şişmanlık daha çok kişilerin farkında olarak veya olmadan fazla yemelerine bağlıdır. Aşırı yemede birçok faktör rol oynayabilir.
Kendi kendini düzenleme yetersizliği: Şişman kişinin gerçek problemidir. Bu kişilerde açlık tokluk mekanizması adeta çalışmıyor gibidir. Aşırı yiyen kişiler, açlık duygusuna dayanamadıkları gibi dış faktörlere bağlık olarak sık sık açlık hissederler. Besinlerin görünüşü veya kokusu, yemek saatinin gelişi, son öğünden beri geçen zaman, yiyecek reklamları acıkmalarını, daha doğrusu açlık hissi duymalarını sağlar. Ayrıca, “ doyma” duyguları yokmuşçasına çok yerler. Bu durum bir içsel boşluğun, ruhsal – bedensel dengenin bozukluğudur ve duygusal bir eksikliğin belirtisidir.
ORTAK ÜÇ BELİRTİ
Gerçekten de “fizyolojik” açlıkla “ruhsal” açlığın üç ortak belirtisi vardır:
1- Boşluk hissi. Enerji eksikliği ve bitkinlik duygusu. Görünürde yeme bu üç ihtiyaca cevap vermektedir. Boşluk hissini doldurmakta, enerji ve zevk vermektedir.
2- Şuurdışı motivasyonlar. Ortak bir temele sahip olsalar da aşırı yemeye yol açan faktörler kişiden kişiye değişir. Bazı vakalarda yalnızlık, sıkıntı ve endişe aşırı yemenin başlıca sebebidir. Kişi yiyerek rahatlar ve problemlerden o an için uzaklaşır.
Bazı durumlarda ise aşırı kilolar, kişinin yetersizlik duygularını gizlemesini veya cinsellikten uzak durmasını sağlar. Şişmanlık sorunu olan kişiler, genellikle davranışlarına hakim olamama hissi ve düşüncesi içindedirler; başkaları ile olan ilişkilerinde kendilerini bağımlı hissederler, bedenlerini denetleyemediklerini ve gerçek bir kimliğe sahip olmadıklarını düşünürler.
3- Stresten kurtulmak için. Özellikle belli bir yaştan sonra sıkıntılı ve stresli günlerin eğlencesi yemek olabilmektedir. Ayrıca dostlarla buluşmak ve sohbet için sofra başını tercih etmek de bir başka fazla yeme sebebidir.
ÇOCUKLUKTA ŞİŞMANLIK
Genellikle kalıtım veya yatkınlığa bağlı olduğu düşünülen bu şişmanlık tipi, gelişimin çok erken evrelerine bağlıdır. Çocuk dünyaya geldikten kısa bir süre sonra ilk ruhsal ve bedensel ihtiyaçlarını fark eder ve her rahatsızlık durumunu sağlama ile ifade eder. Anne, çocuğun her rahatsızlığını ona yiyecek sunarak gidermeye çalışırsa çocuk rahatsızlıkla yiyecek arasında doğrudan bir bağlantı kurar ve ileride de kendisine rahatsızlık veren durumları bir şeyler yiyerek aşmaya çalışır.
ERGENLİKTE ŞİŞMANLIK
Ergenlik bireysel kimliğin yeniden tanımlanmasını gerektiren derin değişikliklere yol açar. Ruhsal, bedensel, sosyal değişiklikler, çocuklukta bebeklikten beri var olan kendini yeterince tanımama durumunu daha da ağırlaştırabilir. Böylece yiyecek, ergen için bir sığınma, teselli ve cinsel doyum kaynağı olur. Öte yandan aşırı yemeye bağlı olarak bedensel görüntünün kötüleşmesi bir kısır döngüye yol acar: Endişe aşırı yemeye, aşırı yeme görüntünün çirkinleşmesine ve depresyona, bu durum ise endişe ve tekrar aşırı yemeye zincirleme sebep olarak problemi büyütür.
TEPKİSEL ŞİŞMANLIK
Tepkisel şişmanlı az ya da çok şiddetli travmatik (örseleyici) bir olayın ardından veya ağır duygusal stres dönemleri sırasında ortaya çıkar. Bu durumda aşırı kilolar yıkım tehdidine karşı bir savunma oluşturur ve kişinin kendini güçlü hissetmesini sağlar. Aşırı yemek endişe ve depresyona karşı bir sığınak fonksiyonu görür. Yemek yemenin önünü alamayan bu kişiler yeme ihtiyacının nevrotik yapısının bilincindedir. Bu kişilerde duygusal sorunlar genellikle bir huzur ve mutluluk duvarı ile gizlenir.
Ruhsal sorunları dikkate almadan uygulanan bir diyet, kaygı ve depresyonun yüzeye çıkmasına yol açabilir. Bu tip hastalar saldırganlık, öfke, kaygı ve depresyonu kabul etmeyi, bunlarla yaşamayı öğrenene kadar herhangi bir diyeti tam olarak uygulamayı başaramazlar.
ŞİŞMANLIK VE GEBELİK
Bu tür şişmanlık, gebeliğin ve anneliğin reddi ile çocuk kalma isteğinden kaynaklanır. Bu tür kadınların bilinçaltlarında doğum ile boşaltılacakları korkusu yatar, hiçbir zaman yeterli miktarda beslenemedikleri düşüncesiyle kendilerini yiyeceklerle doldururlar. Doğum yaptıktan sonra çocuklara aşırı kaygılı ve koruyucu davranırlar. Ayrıca bilinç dışı dürtülerin etkisiyle çocuklarını bağımlı ve şişman kişiler olarak yetiştirirler.
|