Konu: “KODEKS ETİKET YÖNETMELİĞİ DEĞİŞİKLİK TASARISI” hk
Bakanlığınızın ilgili birimi tarafından hazırlanarak görüş istenen KODEKS ETİKET YÖNETMELİĞİ DEĞİŞİKLİK TASARISI'nın olumlu yanları bulunmakla birlikte, bu mevzudaki ihtiyacı karşılamadığı kanaatindeyiz.
“Taslağın Geneli Üzerinde Görüş ve Değerlendirmemiz” şöyledir:
1 -Ülkemiz halkının % 99’u Müslüman’dır ve nüfusunun çoğu Müslüman olduğu için Avrupa Birliği’ne üyeliğine şimdiye kadar kabul edilmediği, bu birliğin üye ülkelerinin yetkili kişileri tarafından açıkça ifade edilmiş ve bu ifadeleri medyada yer almıştır.
2 - Bu ülkenin gerçek Müslüman olan halkı, Avrupa Birliği’nin hem kabule niyeti olmayıp hem de ülkemizi üyeliğe kabul şartları olarak yıllardır dayattığı kendi gayrimüslim kriterlerine göre imal edilip satılan gıdaları alarak değil; Allah ve Resulünün koyduğu kriterlere uygun gıdaları alarak yaşamak ister ve bu, Müslüman halkımızın çok mühim temel haklarındandır.
3 - Bu hakkın korunması için, Bakanlığınız gıdalarla ilgili her türlü mevzuatı büyük bir mesuliyet duygusuyla titizlikle, mükemmel ve saptırmalara, suistimallere açık-gedik bırakmayacak şekilde hazırlamalı ve uygulamalıdır. Hazırlanmış olan taslağın ise, bu mevzuda gereken hükümleri ihtiva etmekteki bazı noksanları açıkça dikkati çekmektedir.
4 -İslâm'da liaynihî (mahiyeti itibariyle) haram olan yiyeceklerin tümünü içine alabilecek teşhis, tefrik ve tahdit ifadeleri, hazırlanacak ilgili yönetmelik değişikliği taslağında açıkça yer almalıdır. (Mevcut taslakta ise, bu teşhis, tefrik ve tahditle ilgili olarak, sadece “domuz ürünleri olanlar” ve -etil alkol kastedilerek- “alkol”den bahsedilmektedir ve bunlardan bahis şekli de yeterli açıklıkta değildir. Bu mevzuda Din İşleri Yüksek Kurulu'ndan da görüş istenerek, mevcut taslak geliştirilmeli; kasten veya sehven yanlış uygulamalara açık kapı hiç bırakılmamalıdır).
5 -Domuz dışındaki kesimlik hayvanların da, İslâmî bakımdan "leş" hükmünde ve bu sebebten haram olması ihtimali vardır. Bu mevzuda sadece ürünün etiketine bakarak hüküm verebilmek imkansız denilebilecek kadar zor olmakla beraber, ürün etiketinde belirtilmesi mecburî hale getirilecek “menşe ülkesi” bilgisi ile, tüketicinin bu mevzuda ilişki kurması imkânı verilebilir. Tüketiciye “ürünün menşe ülkesi”ni de göz önüne alarak seçimde bulunabilmek imkânını verebilmek için, etiketlerde hem ürünün ve hem de menşe ülkesi ürününki ile ayni değilse bileşen ve katkılarının menşeinin etikette parantez içinde belirtilmesi mecburiyeti getirilmelidir.
6-Yönetmelikteki alkolle ilgili; %1,2’den az alkol muhtevasını Avrupa Birliği ülkeleri gibi “yok” (?) sayan ve bu ifadesiyle İslâm’ın bir damlasının bile içmek, zerketmek, vd yollarla vücuda ithalini haram kıldığı alkolün %1,2’den az bulunduğu ürünlerin mubah olduğu manası çıkarabileceklerin yanlışlarına yol açan;
“MADDE 8 – (i) Hacmen % 1,2’den fazla alkol içeren içeceklerde hacmen gerçek alkol miktarı.”
MADDE 9 – 1 (b) Doğal fermentasyon sonucu oluşan alkol hariç olmak üzere”
(Üründeki alkolün doğal fermentasyonla ürünün ambalajlanıp satışa arz edildikten sonra mı meydana geldiği veya ürünün imalatı sırasında dışarıdan mı ilave edildiği nasıl bilinebilir? Bu esnek ifadeden istifade ile, ürüne imalatı esnasında dışarıdan alkol ilave edenler, bunu inkâr için ürünlerindeki alkolün fermantasyonla sonradan meydana geldiğini iddia edebilirler. Birkaç yıl önce, satıştaki 10 değişik marka gazoz Tüketiciler Birliği tarafından TÜBİTAK laboratuarlarında analiz ettirildiğinde, tümünde de alkol bulunduğu medyada ilan edilince, gazoz firmaları kendilerini savunmak için “imalat sırasında kesinlikle alkol kullanmadıklarını ve analizlerde kendi gazozlarında tesbit edilmiş olan alkolün, imalat esnasında dışarıdan ilave etmek suretiyle değil;
imalattan sonra ve zamanla fermentasyonla teşekkül etmiş olabileceğini” söyleyerek medyada halkı aldatmağa çalışmışlardı. Halbuki, hem gazozların hem de diğer endüstriyel gıdaların raf ömürlerinin uzun olması için bileşimlerine “koruyucu maddeler” de konulur ve bunlar ürünün içindeki şekerin de zamanla fermantasyonla az miktarda bile olsa alkole dönüşmesini önler. Hem, gazozlar üretilirken hava ile temasları kesilecek şekilde basınçlı karbondioksitle şişe ve alüminyum kutulara doldurulduğundan, fermentasyonla şekerlerden alkolün teşekkülü için pozitif katalizör (reaksiyonun hızını arttırıcı) olarak vazife gören havadaki “Zymas enzimi” de, onların kapalı ambalajlarında bulunmaz. Üretimi tamamlanıp şişe ve kutulara basınçlı karbondioksitle doldurulmuş ve hava ile teması kesilmiş gazozlarda ve diğer kapalı ambalajlı endüstriyel gıda ürünlerinde ambalajlanmalarından sonra fermentasyon olmaz. Fermentasyon olsaydı, içlerinde yüksek oranda şeker ihtiva edenleri de bulunan tüm gazoz çeşitleri, üretimlerinden bir müddet sonra “gazoz” olmaktan çıkar ve “çok alkollü içki” haline gelirdi! Madde 9-1 (b) nin “Doğal fermentasyon sonucu oluşan alkol hariç olmak üzere”cümlesi taslakta yer almakta devam ederse, birkaç yıl önceki gazozlarda alkol tartışmalarında olduğu şekilde, halkın aldatılmağa çalışılmasına açık kapı bırakılmış olacaktır)
“Alkol miktarı
MADDE 30 – (2) Birinci fıkrada bahsedilen ürünler hariç olmak üzere, hacmen % 1,2’den fazla alkol içeren içeceklerde gerçek alkol miktarı, Ek-8’de yer alan kurallara göre belirtilir.” maddelerin cümleleri kaldırılmalıdır.
7 -Ülkemizde satışta olan çeşitli gıda ürünleri, bileşenleri ve katkılarının İslâmî hassasiyet taşıyanlar tarafından alışverişlerinde teşhis, değerlendirme ve tefrik ile seçimlerini doğru olarak yapabilmelerine imkân sağlayabilecek bir “etiket yönetmeliği” yıllardır büyük bir ihtiyaç halinde bulunmaktaydı.
Müslüman halkımızın yediklerini dinlerine aykırı olmayacak şekilde temin etmeleri için gereken mevzuat değişikliklerinin ve bunların uygulanması ile ilgili kontrollerin hangi hassasiyetlere azamî derecede dikkat edilerek yapılması gerektiği hususunun Bakanlığınızca yeniden ele alınarak, bu çok mühim ihtiyacı gerçekten tam olarak karşılayabilecek hukukî düzenlemelerin yapılmasını önemle arz ve teklif ederiz.
|